Administrator tarafından yayınlanmıştır
24. Haziran 2009 12:15
A.İhsan KARAHASANOĞLU, 24.06.2009 Tarihli Köşe Yazısı
Sözüm tüm yasakçılara.. Lâikliği bir baskı aracı olarak kullanan tüm despotlara.. Bazı isimler vererek, onlara somut sorular sormuş olmam, diğer zorbaları unutturmasın.. Onların hepsine soruyorum, Birazcık olsun utandınız mı?
Halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'de, Merve Kavakçı'yı başörtüsü yüzünden engellediniz. Milletvekilliğini elinden aldınız.
Peki Belçika'da bir bayan milletvekilinin, Meclis'te kimsenin itirazına uğramadan görevine başlamasının görüntülerini izlerken, azıcık da olsa utandınız mı?..
Siz, Sayın Necdet Sezer...
Sadece milletvekillerine değil, milletvekili eşlerine bile bu yasağı kamusal alanda yaygınlaştıran, 2000'in özgürlükçü(!) Anayasa Mahkemesi Başkanı, 2002'nin yasakçı Cumhurbaşkanı!..
Evet, hiç utandınız mı, dünkü görüntülerden?
Birazcık hicap duydunuz mu?
Ben milletvekili eşlerine bile yasak uygularken, binbir hokkabazlıkla Eşli davetiye, eşsiz davetiye şeklinde çeşit çeşit davetiyeler hazırlatıp, Cumhurbaşkanlığı makamının da ciddiyetini sarsarken; Belçika'da başörtülü bir bayan, milletvekili olarak göreve başladı. Ben kendi ülkemin insanına ne kadar gaddar, ne kadar acımasız bir yaklaşım sergiliyormuşum? diyerek, birazcık olsun vicdanınızda kendinizi sorgulayıp mahkûm ettiniz mi?
Ya siz; kendine 'Nurlu Süleyman' denilmesinden hoşlanan, Süleyman Demirel kimlikli zat!..
Siz utandınız mı?
Türkiye'de halkın oyları ile seçilen başörtülü milletvekili için, 'ajan provokatör' iftirasında bulundunuz. Emireri gibi kulandığınız bir savcıya talimat verip, o milletvekilinin evini bastırdınız! Şimdi Belçika'daki başörtülü milletvekilini izlerken, neler hissettiniz?.. Hemen uçağa atlayıp, Belçika'ya gidip, Meclis'i basıp, orada da 'Bu Mahinur isimli milletvekili, aslında ajan provokatördür' demek geldi mi içinizden?..
Annesi, ablası başörtülü bir insan olarak söyleyin; Belçika'daki başörtülü milletvekili, içinizde birazcık olsun utanma hissi uyandırdı mı?..
Ya siz Deniz Baykal?.. Siz Kemal Kılıçdaroğlu!
Siz; CHP içinde, binbir maske takarak halkı aptal yerine koyan solcu, sözde demokratlar.. Türkiye'deki öğrencilerin sorularına, 'Biz iktidara gelirsek, başörtü sorunu kalmaz' diyerek, muhatabını aptal yerine koyan bir cevap ile geçiştirdiğini sanan politikacılar!..
Belçika'da, solcuların da alkışları ile göreve başlayan Mahinur'un başörtüsünden ders alarak, yasakçılığınızdan dolayı utandınız mı?..
2002de, "Başörtü yasağını bir müddet tartışmayalım.. Bakın göreceksiniz, bir süre sonra bu yasak artık gündemden düşecek ve kalkacaktır" diyerek halkı aldatan Deniz Baykal; bu sözleri söylemenizin üzerinden tam 6 sene geçtikten sonra bile, Anayasa Mahkemesi'nde, üniversiteye giden öğrencilere başını örtme hakkı tanıyan Anayasa değişikliğini iptal ettirmek için dava açtığınızdan dolayı hiç utanç duydunuz mu?..
Siz 'yasak yasak' krizlerine girerken, Belçika'da başörtülü milletvekilinin, hem de Başkanlık Divanı'na üye olacak kadar özgür bir hayat sürmesinden utandınız mı hiç?
Ya siz kartel medyası?..
Doğan Grubu'ndaki muhabirleri ile, köşe yazarları ile..Diğer medya organlarındaki, o günlerde yasakçılık yönünde haber-yazılarıyla gündem oluşturmaya çalışanlar.. Sizler utandınız mı?..
Sizler, Merve Kavakçı'nın çocuklarının gittiği ilköğretim okullarına varıncaya kadar, yaptığınız her türlü edepsizlikten dolayı bir nebzecik de olsa utandınız mı?..
Ve aslan MHP'liler!..
Merve Kavakçı'ya, 'ajan provokatör' diyenlerin tezgâhına gelip, DSP'lilerin kürsüyü işgal ederek Merve Hanım'a çıkarttıkları engeli, oturduğunuz yerden seyredip, sonrasında da o engeli çıkartanlarla koalisyon ortağı olmanızdan dolayı, vicdanınız sızladı mı?..
Söyleyin; başörtülü milletvekili Mahinur Hanım'ın Belçika Meclisi'ne serbestçe girişini izledikten sonra, sizler kendi ülke insanlarınızdan utandınız mı?.. 'Biz ne yapmışız da, DSP'lilerin o rezil soytarılıklarına, oturduğumuz yerden seyirci kalmışız. Seyirci kaldığımız yetmemiş, sonrasında da o DSP'lilerle 3.5 yıl koalisyon ortaklığı yapmışız! Affedin bizi Türk Milleti.Affedin bizi Merve Hanım! demeyi düşündünüz mü hiç?..
Evet, tüm Türkiye'deki yasakçılar!..
Belçika'da başörtülü bir milletvekilinin göreve başlamasından dolayı utandınız mı hiç?
Administrator tarafından yayınlanmıştır
23. Haziran 2009 17:48
Beni Yakışına
O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı
Sahile vurdu kalbim su yandı, kum da yandı,
Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum
Ölüme baş kaldıran dertli uykum da yandı
Yurdumdan mahrum edip dolaştırdın cem gibi
Ruhumla söndü alev sonra ruhum da yandı
Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut
Bülbülün küllerine konan puhum da yandı
Böylesi bir yangın görmedi Nemrut bile
Kaktüsün gölgesinde nazlı ahım da yandı
Ahımdır zannederdim en belalı kıvılcım
Kirpiğine dokunan kanlı ahım da yandı
Bir damla su ver bana ey çöl, bari sen küsme
Kalmadı hiçbir şeyim bak günahım da yandı
Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme
Ülkem yıkıldı heyhat, ordugahım da yandı.
Köleleri her akşam duman kıldı gözlerim
Başıma tac ettiğim padişahım da yandı
İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı
Ondan başka ne varsa yandı, yandık sen ve ben
Onu göreyim diye kıblegahım da yandı
Nurullah GENÇ
1 kişi tarafından 4.0 olarak değerlendirildi
- Currently 4/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Etiketler:
Şiir
ercan tarafından yayınlanmıştır
4. Haziran 2009 23:34
Önce medyaya bazı iddialar yansıdı. Arkasından da dün YÖK bir açıklama yaptı.
Açıklama, tam bir acziyet itirafı.
YÖK, yaptığı açıklamada, uzun uzun anlatımlarla, bazı üniversiteler denetlendiğinde, kanun ve yönetmeliklere tam ters uygulamalar görüldüğünü söylüyor.
Söylüyor da, bunlarla ilgili acilen alınmış müeyyide içeren bir karardan da bahsetmiyor!
Adeta kendileri bir şey yapamıyorlar, halka şikâyette bulunuyorlar!
Halk ne yapacaksa bunlara!
Bakın YÖK açıklamasında ne deniliyor: “Türkiye’de sadece bir üniversitede uygulanan sisteme göre bir öğrencinin eşit ağırlıklı puan ile girilebilen bir programa kaydolduktan sonra, sayısal puan ile öğrenci alan bir programa geçiş yapabildiği, buna benzer tarzda iki üniversitede daha dar alanda aynı puan türü içinde geçişlere izin verildiği tesbit edilmiştir.”
Aman Allah’ım. Bu ne kibar, bu ne saygı dolu bir açıklama!..
Karşılarında sanki, her şeyiyle dört dörtlük bir üniversite varmış da, ona teşekkür ediyorlar!
Bir üniversite, hatta onun yanında iki üniversite daha, Türkiye’deki 71 milyon insanla, ÖSS’ye her yıl giren 1.5 milyon üniversite adayıyla resmen dalga geçiyor.. Oyun kurup, şu fakülteye kaydolan öğenciyi, başka fakülteye kaydırıyor... YÖK de geçmiş bunların karşısına, nezaket dolu açıklama ile acziyetini itiraf ediyor!..
Böyle rezillik olmaz.O üniversitelerdeki tüm yöneticiler hakkında, görevi suîistimal sebebi ile suç duyurusunda bulunulmadan, hatta o yöneticiler kodese tıkılmadan bu rezaletin üstü kapatılamaz. Tabiî bu arada, kazanmadığı fakülteye devam eden öğrencilerin kayıtları da, eski fakültelerine alınmalıdır.
Alınmalıdır ki; bu ülkede güçlü olanın istediğini yapabildiği, parası olanın ise her şeyi satın alabileceği genel kabulü ortadan kalksın..
Ama nerdee?
YÖK, “Haksızlığa göz yummamız söz konusu olamaz.Suç duyuruları yapılmış, üniversitenin yönetimine kayyum atanmıştır” diye açıklama yapacağına, ilgili üniversitelerin isimlerini bile açıklamadan, üstü kapalı bir bilgi notu yayınlamakla yetiniyorlar!
İşte Türkiye’nin hali bu!
AKParti iktidarında bile, Türkiye’nin hali bu!
Kimden korkuyorsunuz beyler?
Veya soralım, “Kimlerle işbirliği içindesiniz?”
Adam resmen, kamu gücünü kötüye kullanıyor.. Oyun oynuyor.Kanuna aykırı, yönetmeliğe aykırı işlem yapıyor.. Ortada savcıya bile intikal ettirilmiş henüz bir dosya yok..
Kanuna aykırılığı, sadece ben söylemiyorum..
Bakın dünkü YÖKaçıklamasında, bu işin en üst noktasındaki insanların bizzat kendileri, olayı nasıl itiraf etmişler: “Türkiye’deki mevcut yükseköğretime giriş sistemine bütünüyle aykırı bu uygulama, fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktadır.”
Eee? Öyle ise ne duruyorsunuz?
Bu uygulamanın sorumlularını, öyle klasik soruşturmalarda değil, derhal ve en ağır ceza ile müeyyidelendirmek için, niçin harekete geçmiyorsunuz?
Ne bekliyorsunuz?
Ne kadar bekleyeceksiniz?
“Fırsat eşitliğine aykırı” olduğunu siz söylüyorsunuz. Ama bu uygulama hakkında Denetleme Kurulu’nun tesbitinden başka yapılan bir şeyden bahsetmiyorsunuz!
Ne olacak peki?
Denetleme Kurulu rapor düzenledi... Peki sonra?
Sonrası meçhul!
Güneydoğu’daki öğrencilerin maruz kaldığı fırsat eşitsizliği bir yana.. Meslek lisesi mezunlarının katsayı adaletsizliği ile puanlarının çalınması bir yana... Galatasaray Üniversitesi’nin, Galatasaray Lisesi’nden mezun olan öğrencilerden bir kısmını, puanları ne olursa olsun otomatik kabul etme ahlâksızlığı bir yana...
Bir de bu çıktı karşımıza..
Demek ki bir üniversitede en düşük puanlı bir yeri kazan. Sonra parayı bastır.. Veya torpili bul. Yüksek puanlı bir başka fakülteye geç!
Böyle rezillik olur mu?
Böyle bir saçmalığı önceki yıllarda yapmış olsalar bile, bugün hâlâ devam ettirilmesine nasıl göz yumulur?
YÖK, ya bu rezaleti derhal yargıya intikal ettirmeli, ya da kendi kendisini lağvetmeli!
Böyle rezaletle, yükseköğretim olmaz.. Böyle sahtekârlık ile adalet olmaz!
Ali İhsan KARAHASANOĞLU - (Vakit)