Yolum Seninle

Administrator tarafından yayınlanmıştır 1. Eylül 2009 23:50

Beni çağıran uçurum, uçurum oldu sevdan
Kaçmam
Yok saklanmam başından-sonundan, korur bizi zaman
Kim söylemiş son diye, olmaz diye, kanar diye
Anlatma
Anlamam

Aşk varken; sözlerinde, düşlerinde, yeniden doğmak gibi nefesinle, çoğalıp
sevginle
İsteme
Durdurmam
Kim söylemiş son diye, olmaz diye, kanar diye
Anlatma
Anlamam
Büyüt beni; gözlerinde, ellerinde, yeniden ses oldun sözblerime, gücün saklı
içimde
Vursunlar
Ağlamam


İster bahar, ister ayaz
Yolum seninle
Duysun dünya, karşı dursun, düşsün peşime

(Moğollar - Yolum Seninle)

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Şarkı Sözleri

Işık Işık Geçtiler

Administrator tarafından yayınlanmıştır 2. Ağustos 2009 00:08
IŞIK IŞIK GEÇTİLER
A.N.T.

En güzel tebessümü, kırmızı gonca gibi
Dişleri arasında çok güzeller gözüktü.
Parmağında zarafet, bir pırlanta yüzüktü.
Yeni yeni modeller teşhir ediliyordu.
O parmak gâh etekte, gâh yakada parlıyor
Parlıyor gösteriyor, sönüyor gösteriyor.
Işıl ışıl tebessüm,
Yürüyor gösteriyor, dönüyor gösteriyor.

**

Böyle geçti önümden türlü türlü çiçekler
Nakışlı kelebekler
Enva'ı renkleriyle baygın kokularıyla
Bin bir büyüleriyle...

**

Böyle geçti önümden
Neş'e dolu baharlar, solgun yüzlü hazanlar,
Gündüz ve geceler, mesafeler zamanlar...

**

Geçtiler dizi, dizi;
Hepsinin dudağında en güzel tebessüm,
Hepsinin parmağında o pırlantadan yüzük
Sordular birer birer:
EY FANÎ, NASIL BULDUN ELBİSELERİMİZİ?

Safvet SENİH'in "Hikmet" Adlı eserinden

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Şiir

Sinema Hakkında

Administrator tarafından yayınlanmıştır 14. Temmuz 2009 16:17
Sinema nedir sizin zihninizde?
a- Sadece sevgilimle beraber vakit geçirmek yada başka şeyler yapmak için arada sırada gittiğim mekan
b- Arada sırada evdeki DVD'lerden birini cihaza takarak izlemeye başladığım, yarım saat içerisinde ısınamazsam izlemekten vazgeçtiğim, hoşuma giderse sonuna kadar izlediğim filmlerden ibaret
c- Televizyonda zaping yaparken, hareketli bir sahnesine denk geldiğim, ve hep o şekilde hareketli sahneler olacağını umarak sonuna kadar devam ettirdiğim filmlerden ibaret
d- Sadece Action filmlerden ibaret
e- Sadece hayranı olduğum oyuncuların oynadığı filmlerden ibaret
f- Sadece sevdiğim tarzda olan filmlerden ibaret
g- Herkes övdüğü için yada izleyicisi çok olduğu için kendimi izlemeye mecbur hissettiğim filmlerden ibaret
h- Gerçekten sanatsal açıdan izlemeye değer olduğuna inanarak izlediğim filmlerden ibaret
i- Sinema benim hayatım!
...

Bunlardan herhangi biri, sinemanın sizin zihninizde tanımı olabilir. Mesele bunlardan herhangi biriyle uyuşmanız değil, hangi zihniyetle yaklaşırsanız yaklaşın, bir sinema filmini ne kadar bilinçli bir şekilde izlemeniz gerektiğiyle alakalı bir durum.

Günümüzde sanatsal açıdan vasat bir dönem geçiren Hollywood sinemasının (Türk sinemasına en son değineceğim) uyguladığı üç yöntem bulunmakta:
1- İyi senaryo bulunamayınca devam niteliğinde filmler çekmek (üç yada 4 seri, bazen bunları yanlışlıkla dizi olarak tanımladığım da olmuştur)
2- Eski filmlerin yeni uyarlamaları (köstebek-hatta oscar aldı bu film-, maymunlar cehennemi, Omen v.s. birsürü var...)
3- En çok uykuladıkları yöntem budur, yüksek bütçe harcarlar (60-80 milyon $) fakat senaryo klasikdir. Kısacası anlatmak gerekirse bu tarz filmlerin senaryolarını, hikaye şöyledir:
iyi adam ve kötü adam vardır, klasik. Bir de kadın. Filmin bir tarafında mutlaka bir sevişme sahnesi vardır. Nedense sinemaya giden kişilerin, en çok bu sahneler ilgisini çeker, sanki piyasada bu görüntüleri fazlasıyla bulabilecekleri videolar yokmuş gibi!! Filmde birkaç hareketli sahne vardır, olmazsa olmazdır zaten. Büyük bir ihtimalle silahlı çatışma sahneleridir bunlar. Polisimiz de vardır tabii filmde. Ve illaki bir otomobil sahnesi vardır. Ve beklenen son, 'etkileyici' bir patlama veee intikam alınmıştır, ölen ölür kalan sağlar bizimdir. Birçok kişiye sinemadan çıkışında sorsanız böyle br filmi, vereceği cevap klasikdir: "Evet, hareketliydi, güzeldi, hoşuma gitti". Bir de bana sorun: "5 para etmez, 80 milyon$ bütçe birçok filmde olduğu gibi bu filmde de boşunaymış!" derim.

Tüm bunların yanında illaki arada bir güzel yapıtlar çıkıyor. Ancak dünya sineması öyle bir dönem yaşıyorki sanatsal açıdan, oyunculuk kalitesi ve senaryo kalitesi açısından eski yapıtları arar olduk. Yeni filmlerde güzel bulduğunuz sahnelerden birçoğu, taklitlerden ibaret. O filmi izlerken, bir anda başka bir filmi anımsayabiliyorsunuz. Yani ortada orjinal bir yapıt yok denecek kadar az, belkide yok. Amerika'da da ülkemizde olduğu gibi insanlar sinemayı bırakıp dizilere sarmış kafayı. Lost, Prison Break... İnanın bu zihniyetin ülkemizdeki "Yaprak Dökümü'nü yada Kurtlar Vadisi'ni hiçbir sinemaya değişmem" diyen zihniyetten hiçbir farkı yok. Peki Ülkemizde durum nasıl? Malesef vasatın altında. İran ve Fas yapımı filmler dahi bizim filmleriizden daha fazla ilgi görüyor Avrupa'da. Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz ve Ahmet Uluçay'dan başka çırpınan yok sanatsal yapıtlar üretmek konusunda, ve karşılıklarını aldıkları ödüllerle alıyorlar, tanınmasalar da umurlarında bile değil, çünkü düşünceleri para kazanmaktan ziyade sanatsal yapıtlar üretebilmek. Tabi düşündürücü olan da şudur ki malesef herkes Recep İvedik'i bu yönetmenlerden daha fazla tanır. Malesef 15 günde çekilen filmler ülkemizde gişe rekorları kırıyor. Malesef hâla "Hababam Sınıfı, Recep İvedik, Küçük Kıyamet, Çılgın Dersane, Muro ..." gibi filmleri izlemek için para veriyoruz gişelerde. Oysaki bunların tek amacı var, o da para kazanmak. Elbette her film bu amaçla çekilir ancak sadece bu amaç düşünülmez gerçek bir yapıtta. Her filmde sanatı ön planda tutmak olmalıdır amaç. Bundan 20 yıl sonra, şu anda "dünyayı kurtaran adam" gibi filmlere nasıl bakıyorsak işte bu 'yapıt'lara da öyle bakacağız, emin olun, ve anlayacaksınız ki şu anda, 30 yıldan beri sinema konusunda en ufak bir ilerleme bile kaydedememişiz.

İyi ve bilinçli seyirler dileğiyle...
Ercan POLAT

1 kişi tarafından 4.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 4/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Sinema

Birazcık olsun, utandınız mı yasakçılar!?

Administrator tarafından yayınlanmıştır 24. Haziran 2009 12:15
A.İhsan KARAHASANOĞLU, 24.06.2009 Tarihli Köşe Yazısı
  Sözüm tüm yasakçılara.. Lâikliği bir baskı aracı olarak kullanan tüm despotlara.. Bazı isimler vererek, onlara somut sorular sormuş olmam, diğer zorbaları unutturmasın.. Onların hepsine soruyorum, Birazcık olsun utandınız mı?
  Halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'de, Merve Kavakçı'yı başörtüsü yüzünden engellediniz. Milletvekilliğini elinden aldınız.
  Peki Belçika'da bir bayan milletvekilinin, Meclis'te kimsenin itirazına uğramadan görevine başlamasının görüntülerini izlerken, azıcık da olsa utandınız mı?..
Siz, Sayın Necdet Sezer...
  Sadece milletvekillerine değil, milletvekili eşlerine bile bu yasağı kamusal alanda yaygınlaştıran, 2000'in özgürlükçü(!) Anayasa Mahkemesi Başkanı, 2002'nin yasakçı Cumhurbaşkanı!..
Evet, hiç utandınız mı, dünkü görüntülerden?
Birazcık hicap duydunuz mu?
  Ben milletvekili eşlerine bile yasak uygularken, binbir hokkabazlıkla Eşli davetiye, eşsiz davetiye şeklinde çeşit çeşit davetiyeler hazırlatıp, Cumhurbaşkanlığı makamının da ciddiyetini sarsarken; Belçika'da başörtülü bir bayan, milletvekili olarak göreve başladı. Ben kendi ülkemin insanına ne kadar gaddar, ne kadar acımasız bir yaklaşım sergiliyormuşum? diyerek, birazcık olsun vicdanınızda kendinizi sorgulayıp mahkûm ettiniz mi?
  Ya siz; kendine 'Nurlu Süleyman' denilmesinden hoşlanan, Süleyman Demirel kimlikli zat!..
Siz utandınız mı?
  Türkiye'de halkın oyları ile seçilen başörtülü milletvekili için, 'ajan provokatör' iftirasında bulundunuz. Emireri gibi kulandığınız bir savcıya talimat verip, o milletvekilinin evini bastırdınız! Şimdi Belçika'daki başörtülü milletvekilini izlerken, neler hissettiniz?.. Hemen uçağa atlayıp, Belçika'ya gidip, Meclis'i basıp, orada da 'Bu Mahinur isimli milletvekili, aslında ajan provokatördür' demek geldi mi içinizden?..
  Annesi, ablası başörtülü bir insan olarak söyleyin; Belçika'daki başörtülü milletvekili, içinizde birazcık olsun utanma hissi uyandırdı mı?..
Ya siz Deniz Baykal?.. Siz Kemal Kılıçdaroğlu!
  Siz; CHP içinde, binbir maske takarak halkı aptal yerine koyan solcu, sözde demokratlar.. Türkiye'deki öğrencilerin sorularına, 'Biz iktidara gelirsek, başörtü sorunu kalmaz' diyerek, muhatabını aptal yerine koyan bir cevap ile geçiştirdiğini sanan politikacılar!..
  Belçika'da, solcuların da alkışları ile göreve başlayan Mahinur'un başörtüsünden ders alarak, yasakçılığınızdan dolayı utandınız mı?..
  2002’de, "Başörtü yasağını bir müddet tartışmayalım.. Bakın göreceksiniz, bir süre sonra bu yasak artık gündemden düşecek ve kalkacaktır" diyerek halkı aldatan Deniz Baykal; bu sözleri söylemenizin üzerinden tam 6 sene geçtikten sonra bile, Anayasa Mahkemesi'nde, üniversiteye giden öğrencilere başını örtme hakkı tanıyan Anayasa değişikliğini iptal ettirmek için dava açtığınızdan dolayı hiç utanç duydunuz mu?..
  Siz 'yasak yasak' krizlerine girerken, Belçika'da başörtülü milletvekilinin, hem de Başkanlık Divanı'na üye olacak kadar özgür bir hayat sürmesinden utandınız mı hiç? 
Ya siz kartel medyası?..
  Doğan Grubu'ndaki muhabirleri ile, köşe yazarları ile..Diğer medya organlarındaki, o günlerde yasakçılık yönünde haber-yazılarıyla gündem oluşturmaya çalışanlar.. Sizler utandınız mı?..
  Sizler, Merve Kavakçı'nın çocuklarının gittiği ilköğretim okullarına varıncaya kadar, yaptığınız her türlü edepsizlikten dolayı bir nebzecik de olsa utandınız mı?..
  Ve aslan MHP'liler!..
  Merve Kavakçı'ya, 'ajan provokatör' diyenlerin tezgâhına gelip, DSP'lilerin kürsüyü işgal ederek Merve Hanım'a çıkarttıkları engeli, oturduğunuz yerden seyredip, sonrasında da o engeli çıkartanlarla koalisyon ortağı olmanızdan dolayı, vicdanınız sızladı mı?..
  Söyleyin; başörtülü milletvekili Mahinur Hanım'ın Belçika Meclisi'ne serbestçe girişini izledikten sonra, sizler kendi ülke insanlarınızdan utandınız mı?.. 'Biz ne yapmışız da, DSP'lilerin o rezil soytarılıklarına, oturduğumuz yerden seyirci kalmışız. Seyirci kaldığımız yetmemiş, sonrasında da o DSP'lilerle 3.5 yıl koalisyon ortaklığı yapmışız! Affedin bizi Türk Milleti.Affedin bizi Merve Hanım! demeyi düşündünüz mü hiç?..
  Evet, tüm Türkiye'deki yasakçılar!..
  Belçika'da başörtülü bir milletvekilinin göreve başlamasından dolayı utandınız mı hiç?

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Köşe Yazarlarından

Beni Yakışına!

Administrator tarafından yayınlanmıştır 23. Haziran 2009 17:48

Beni Yakışına

O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı
Sahile vurdu kalbim su yandı, kum da yandı,

Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum
Ölüme baş kaldıran dertli uykum da yandı

Yurdumdan mahrum edip dolaştırdın cem gibi
Ruhumla söndü alev sonra ruhum da yandı

Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut
Bülbülün küllerine konan puhum da yandı

Böylesi bir yangın görmedi Nemrut bile
Kaktüsün gölgesinde nazlı ahım da yandı

Ahımdır zannederdim en belalı kıvılcım
Kirpiğine dokunan kanlı ahım da yandı

Bir damla su ver bana ey çöl, bari sen küsme
Kalmadı hiçbir şeyim bak günahım da yandı

Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme
Ülkem yıkıldı heyhat, ordugahım da yandı.

Köleleri her akşam duman kıldı gözlerim
Başıma tac ettiğim padişahım da yandı

İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
Renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı

Ondan başka ne varsa yandı, yandık sen ve ben
Onu göreyim diye kıblegahım da yandı

Nurullah GENÇ

1 kişi tarafından 4.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 4/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Şiir



Bu site BlogEngine.NET 1.4.5.0 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.

Ercan POLAT

1987 İstanbul doğumludur, asıl memleketi Malatya'dır.    
İlk öğrenimine Küçükçekmece - Yunus Emre İlköğretim Okulu'nda başlamış, Bey-Koop Ali Çebi İlköğretim Okulu'nda bitirmiştir.
2005 yılında Avcılar Endüstri Meslek Lisesi, bilgisayar bölümünden mezun olmuştur.
2008 yılında Trakya Üniversitesi, Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama bölümünü bitirmiştir.
Bir müddet özel bi firmada yazılım geliştirici olarak çalışmıştır. 
"Hiçkimseye benzemem, beni tanıyanlar bilirler. Ve şunu da bilirler, hayatları boyunca benim benzerimi dâhi tanımayacaklardır..." 

İletişim Bilgileri

Calendar

<<  Mart 2010  >>
PaSaÇaPeCuCuPa
22232425262728
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930311234

Yazıları geniş takvimde göster

Son Yazılar