YÖK’ün açıklaması, acziyetin itirafı! - Ali İhsan KARAHASANOĞLU

ercan tarafından yayınlanmıştır 4. Haziran 2009 23:34
Önce medyaya bazı iddialar yansıdı. Arkasından da dün YÖK bir açıklama yaptı.
Açıklama, tam bir acziyet itirafı.
YÖK, yaptığı açıklamada, uzun uzun anlatımlarla, bazı üniversiteler denetlendiğinde, kanun ve yönetmeliklere tam ters uygulamalar görüldüğünü söylüyor.
Söylüyor da, bunlarla ilgili acilen alınmış müeyyide içeren bir karardan da bahsetmiyor!
Adeta kendileri bir şey yapamıyorlar, halka şikâyette bulunuyorlar!
Halk ne yapacaksa bunlara!
Bakın YÖK açıklamasında ne deniliyor: “Türkiye’de sadece bir üniversitede uygulanan sisteme göre bir öğrencinin eşit ağırlıklı puan ile girilebilen bir programa kaydolduktan sonra, sayısal puan ile öğrenci alan bir programa geçiş yapabildiği, buna benzer tarzda iki üniversitede daha dar alanda aynı puan türü içinde geçişlere izin verildiği tesbit edilmiştir.”
Aman Allah’ım. Bu ne kibar, bu ne saygı dolu bir açıklama!..
Karşılarında sanki, her şeyiyle dört dörtlük bir üniversite varmış da, ona teşekkür ediyorlar!
Bir üniversite, hatta onun yanında iki üniversite daha, Türkiye’deki 71 milyon insanla, ÖSS’ye her yıl giren 1.5 milyon üniversite adayıyla resmen dalga geçiyor.. Oyun kurup, şu fakülteye kaydolan öğenciyi, başka fakülteye kaydırıyor... YÖK de geçmiş bunların karşısına, nezaket dolu açıklama ile acziyetini itiraf ediyor!..
Böyle rezillik olmaz.O üniversitelerdeki tüm yöneticiler hakkında, görevi suîistimal sebebi ile suç duyurusunda bulunulmadan, hatta o yöneticiler kodese tıkılmadan bu rezaletin üstü kapatılamaz. Tabiî bu arada, kazanmadığı fakülteye devam eden öğrencilerin kayıtları da, eski fakültelerine alınmalıdır.
Alınmalıdır ki; bu ülkede güçlü olanın istediğini yapabildiği, parası olanın ise her şeyi satın alabileceği genel kabulü ortadan kalksın..
Ama nerdee?
YÖK, “Haksızlığa göz yummamız söz konusu olamaz.Suç duyuruları yapılmış, üniversitenin yönetimine kayyum atanmıştır” diye açıklama yapacağına, ilgili üniversitelerin isimlerini bile açıklamadan, üstü kapalı bir bilgi notu yayınlamakla yetiniyorlar!
İşte Türkiye’nin hali bu!
AKParti iktidarında bile, Türkiye’nin hali bu!
Kimden korkuyorsunuz beyler?
Veya soralım, “Kimlerle işbirliği içindesiniz?”
Adam resmen, kamu gücünü kötüye kullanıyor.. Oyun oynuyor.Kanuna aykırı, yönetmeliğe aykırı işlem yapıyor.. Ortada savcıya bile intikal ettirilmiş henüz bir dosya yok..
Kanuna aykırılığı, sadece ben söylemiyorum..
Bakın dünkü YÖKaçıklamasında, bu işin en üst noktasındaki insanların bizzat kendileri, olayı nasıl itiraf etmişler: “Türkiye’deki mevcut yükseköğretime giriş sistemine bütünüyle aykırı bu uygulama, fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktadır.”
Eee? Öyle ise ne duruyorsunuz?
Bu uygulamanın sorumlularını, öyle klasik soruşturmalarda değil, derhal ve en ağır ceza ile müeyyidelendirmek için, niçin harekete geçmiyorsunuz?
Ne bekliyorsunuz?
Ne kadar bekleyeceksiniz?
“Fırsat eşitliğine aykırı” olduğunu siz söylüyorsunuz. Ama bu uygulama hakkında Denetleme Kurulu’nun tesbitinden başka yapılan bir şeyden bahsetmiyorsunuz!
Ne olacak peki?
Denetleme Kurulu rapor düzenledi... Peki sonra?
Sonrası meçhul!
Güneydoğu’daki öğrencilerin maruz kaldığı fırsat eşitsizliği bir yana.. Meslek lisesi mezunlarının katsayı adaletsizliği ile puanlarının çalınması bir yana... Galatasaray Üniversitesi’nin, Galatasaray Lisesi’nden mezun olan öğrencilerden bir kısmını, puanları ne olursa olsun otomatik kabul etme ahlâksızlığı bir yana...
Bir de bu çıktı karşımıza..
Demek ki bir üniversitede en düşük puanlı bir yeri kazan. Sonra parayı bastır.. Veya torpili bul. Yüksek puanlı bir başka fakülteye geç!
Böyle rezillik olur mu?
Böyle bir saçmalığı önceki yıllarda yapmış olsalar bile, bugün hâlâ devam ettirilmesine nasıl göz yumulur?
YÖK, ya bu rezaleti derhal yargıya intikal ettirmeli, ya da kendi kendisini lağvetmeli!
Böyle rezaletle, yükseköğretim olmaz.. Böyle sahtekârlık ile adalet olmaz!

Ali İhsan KARAHASANOĞLU - (Vakit)

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Köşe Yazarlarından

2009 DGS-HÖSYM Finali: El Classico (Mizah)

ercan tarafından yayınlanmıştır 27. Mayıs 2009 18:51
2009 DGS finali EL Classico, her yıl olduğu gibi bu yıl da rakipler arasında büyük çekişmelere sahne oldu. karşılaşmayı neredeyse tamamen üstünlükle önde götüren, rakiplerinin yarı sahayı bile geçmesine izin vermeyen ve rakibini nereden geleceği belli olmayan sağlı sollu ataklarla sarsan Hösym takımı, maçın son dakikalarında kontenjan taktiğiyle bulduğu golle iyice coştu. Teknik direktör Hünal Yarılağan, maç sonunda yaptığı basın toplantısında şunları söyledi :

"Yıllardır süren bu ezeli rekabette, bu yıl da rakiplerimize galibiyet şansı vermediğimiz için mutluyuz. DGS 'takımı', maçın başından itibaren yaptığımız tehlikeli atakları, 'dilekçe' taktiğiyle durdurmaya çalıştı. Bunun için antremanlarda çok çalıştıkları apaçık belli oluyordu. Ancak biz bunları maç öncesinde düşünmüş ve taktiksel anlamda tedbirlerimizi almıştık. Savunmamızdan bir dilekçe bile geçmedi."

Basın mensuplarının ısrarla devam eden "Bundan sonra da bu gelenek bozulurmu" gibilerinden sorularına ise, "önümüzdeki maçlara daha dikkatli çalışacağız, bugün düştüğümüz etisiz tuzaklara bile düşmeyeceğiz" diyerek yanıtladı.

Maç sonunda üzgün oldukları her halinden belli olan DGS oyuncuları ise, sessiz sedasız soyunma odasına ilerlediler. DGS takımı adına basın açıklaması, yöneticiler tarafından takımın resmi internet sitesi olan "Dikeygecis.org" üzerinden yapıldı. Yapılan açıklamada şöyle denildi :

"Her yıl olduğu gibi bu yıl da Hösym takımına karşı hezimete uğradığımız için tüm taraftarlarımızdan özür diliyoruz. Hösym, her an ne taktikle maça çıkacağı belli olmayan bir takım. En büyük sorunumuz, ne yapacaklarını baştan kestiremememiz. Biz, oyuncularımızı yenilmiş olmalarına rağmen göstermiş oldukları samimi mücadeleden dolayı kutluyoruz. ELBET BU BÖYLE GİTMEZ, GÜN GELİR BİZLER DE GALİP GELİRİZ, BUNUN İÇİN DURMADAN, YILMADAN, BIKMADAN, USANMADAN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ. BİZİ BU LİGDEN TAMAMEN DÜŞÜRMEK İSTEYENLERE, CEVABIMIZI EN ETKİLİ ŞEKİLDE VERECEĞİZ."

Öte yandan bir grup DGS taraftarı, takımlarının yıllardır süren hezimetlerine tepkilerini, Taksim meydanında yaptıkları gösteriyle dile getirdi. Gösteride "Dikey Geçiriliş Sınavı Takımı Yılmayacak" ve "HÖSYM ŞAŞIRMA SABRIMIZI TAŞIRMA" gibi fankartlar dikkat çekti.


Not: 2009 Şampiyonlar Ligi Finali gazıyla DGS mağduriyetimiz adına içimden gelenleri yazmak istedim sadece :)

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Mizah

Mehmet Akif ve Necip Fazıl'dan alıntılar...

ercan tarafından yayınlanmıştır 25. Mayıs 2009 01:03
"Bacımın örtüsü batmakta rezilin gözüne
Acırım tükürüğe, billâhi tükürsem yüzüne"
M.Akif Ersoy

"Medeniyet söküp atmaksa baştaki ağı,
Sizden daha medeni afrika yamyamları
Eğer medeniyet açmaksa bedeni
Desenize, hayvanlar sizden daha medeni "
Necip Fazıl KISAKÜREK

"Baş örtüsü taktığı için bir kızı eğitim tahsilinden mahrum etmek, Maraş'ta başörtüsü çekilip düşürüldüğü için başlayan MİLLİ ŞAHLANIŞIN RUHUNA TÜKÜRMEKTİR. "
Necip Fazıl KISAKÜREK

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Şiir

Hayat çelişkilerle dolu...

ercan tarafından yayınlanmıştır 19. Mayıs 2009 00:01
Türkan Saylan ölmüş. Son vasiyeti de şu olmuş : okuyan kız çocuğu sayısını 35.000'den 100.000'e çıkartın diye...

Birinin ona hatıratması gerekmiyormuydu ölmeden önce, "eğer sen ve senin zihniyetin, başörtülü gençlerin okumasına izin verseydiniz, bu sayı şimdi 100.000 de değil, belki 150.000 olurdu" diye... Burada bir çelişki yokmu???

Sizler değil miydiniz yıllar boyunca "darbelere karşıyız, düşünce özgürlüğü, halklar kardeş olsun" cart curt, sonra meydanlarda "ordu göreve" diye bağıranlar, 28 şubatı darbe değil de devrim diye tanımlayanlar... Burada bir çelişki yokmu???

Onlar değilmiydi ilim üretmekle yükümlü olan üniversite rektörleri veya öğretim görevlileri olanlar, fakat öğrencilerin derslerini iptal edip siyasi mitinglere götürenler, darbe çağrıları yapanlar... Burada bir çelişki yokmu???

...
...
...

Onlar değilmiydi daha fazla öğrenci üniversite okusun deyip, ancak 2005 yılında meslek lisesi öğrencilerinin katsayı adaletsizliğinin giderilmesi kararını mahkemeye taşıyarak engelleyip, birçok öğrenciyi istemediği halde yüksekokullara gitmesini sağlayarak DGS gibi ne olduğu belirsiz lanet bir sınava mecbur bırakanlar, yıllar geçtikçe de ne olacağı kestirilemeyen bir sınav haline gelmesinde başrol oynayanlar... Burada bir çelişki yokmu???

Birileri bişeyleri düzeltmeye çalıştıkça, yok etmeye çalışan birileri daha olacaktır bu ülkede. Amaçları yok etmek olmasına rağmen, davaları o kadar samimidir ki onlar, geceleri bizlerden daha fazla uyurlar. Bu devran birgün tersine dönecek, herşey güzel olacak birgün, bundan eminim. Ama o zaman gelene kadar, birileri feda edilecek. Korkarım onlar da bizler olacağız, DGS'ye hazırlananlar...

Ercan POLAT 19.05.2009, 00.00

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Kategorisiz

Yakın Tarih Karşısında Tarihçinin Suskunluğu -- Yavuz Bahadıroğlu - Vakit

ercan tarafından yayınlanmıştır 16. Mayıs 2009 17:19
Yakın Tarih Karşısında Tarihçinin Suskunluğu

Mustafa Yurdum soruyor: “Sultan Abdülhamid, neden 31 Mart sonrasında İstanbul’u işgal edip kendisini tahttan indiren Hareket Ordusu’na ateş emri vermedi? Neden bu konuda Hassa Ordusu komutanlarının ricalarını, ‘Ben Halife-i İslâmım, kardeşi kardeşe kırdıramam!’ diyerek geri çevirdi?”
Siz “bıkkınlık” ve “küskünlük” nedir bilir misiniz Mustafa Bey?
Hani yıllar boyu çırpınırsınız. Tabir caizse “saçınızı süpürge” edersiniz. Pek çok güzellik çıkarırsınız ortaya. Fakat fark etmeleri gerekenler bu güzellikleri fark etmezler. Küçücük ayrıntılara saplanıp varlığınızı kemirenlere iltihak ederler…
Sonunda kimseye yaranamadığınızı, sizi en çok anlamaları gerekenlerin bile anlamadığını fark edersiniz. İşte bu nokta “bıkkınlık” ve “küskünlük” noktasıdır. O noktada, “Ne halleri varsa görsünler” deyiverirsiniz.
Sultan II. Abdülhamid de öyle yaptı. Bediüzzaman’a “Şefkatli Sultan” dedirten mizacına uygun davranıp ateş emri vermedi. Devletin iki ordusunu karşı karşıya getirmedi. Devletin iki ordusunu karşı karşıya getirip ateş emri verseydi, Ahmed’i Mehmed’e kırdırmış olurdu. O zaman da “Tahtını korumak için kardeşi kardeşe kırdırttı” derlerdi.
Yani her hal u kâr da muarızlarından beraat kararı alması mümkün değildi.
Muhtemelen beraat kararını Allah’tan almayı yeğledi ve kardeşi kardeşe kırdırmaktansa, tahtını terk etti. Sürgünü, hatta ölümü göze aldı. Bu vicdanlı bir yaklaşımdır.
Ne var ki, Sultan Abdülhamid konusunu sürekli yazmak zorunda kalmak da bana bıkkınlık ve küskünlük vermeye başlamıştır. Çünkü bu memlekette kimse bilginin-belgenin, daha açıkça söylemek gerekirse, gerçeğin peşinde değildir. İnsanlar sadece kendi kanatlarının doğrulanmasını istiyorlar. Bir zamanlar birilerinden duydukları, ya da bir mecmua sayfasında çalakalem yazılmış yazıdan edindikleri “kanaat”ı bilgi-belge ile yarıştırıyorlar. Ve bıkmadan uzanmadan aynı nakaratı tekrarlıyorlar. Ama ben, yazılarımın altına “yorum” adı altında aynı saçma sapan nakaratı koyanlardan artık sıkıldım!
Bir yazımda “Abdülhamid müstebid, ancak müşfikti” dedim. Bu konunun “taraf”ları ve “taraftar”ları üzerime çullandı. Maalesef böyle oluyor. Tarihi futbol maçına dönüştürdüler. “Taraf”lar ve “taraftar”lar oluşmuş: “Abdülhamidciler”, “Vahdettinciler”, “Enverciler”, İttihadcılar”, “Atatürkçüler”, vs.
Ben bir “şeyci” değilim. İlle de bir “şeyci” olacaksam, araştırma”cı”yım. Ulaşabildiğim belgeleri, ya da o belgelerden edindiğim yorumları paylaşıyorum. Hâlâ “Sen Ulu Hakan’a ‘müstebid’ dedin, cenaze namazın kılınmaz” havasında yaklaşıyorlar.
Kılmayın o zaman! Dedim ve diyorum. Çünkü bu bir gerçek... Dâhi olması, vatanı 33 sene tek parça halinde tutması, Yahudileri engellemesi bunu değiştirmez. İstibdadın “zaruret”i olabilir, ama “mazeret”i olamaz! İstibdat istibdattır! Ayrıca, kendisinden sonra gelenlerin istibdadıyla mukayese edildiğinde, Abdülhamid istibdadının daha hafif kalması, istibdat yapmadığı anlamına gelmez.
Meclis lâğv edilmiş, geniş bir polis teşkilâtı kurulmuş, hürriyetler rafa kaldırılmıştır… Gazete ve dergi çıkarmak ruhsata bağlanmıştır.
Padişah ve ailesi aleyhine yayın yapmak suçtur. Bu tür yayınlar yapan gazeteler kapatılır, sorumlularına üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Devletin güvenliğini sarsacak kışkırtıcı yayın yapan gazeteler temelli kapatılır.
Anayasa ile tesis edilen nizam aleyhinde yayın yapanlara ve gazete mesullerine bir yıla kadar hapis cezası verilir.
Hükümet ve şahısların hakkında yapılacak yayınlara verecekleri cevabın, cevap tarihinden sonraki ilk veya ikinci sayıda yayınlanması mecburidir.
Anlayacağınız, Abdülhamid döneminde sansür iyice şiddetlenmiş, bazı keyfi uygulamalara da sahne olmuştur.
Basına konulan yasaklar arasında kelime yasakları dikkati çekmektedir. Meselâ “anarşi, suikast, grev, ihtilal, irtica, irtiyab (kuşku), istibdat, inkılâb, oportünist, oligarşi, bomba, parlamento, Pan-Tûrkizm, Pan-Elenizm, cemiyet, cumhur, hürriyet, sansür, sosyalizm, zehir, randevu, disiplin, diktatör, Ermenistan” gibi kelimelerin kullanılması yasaklanmıştır.
Gazete ve mecmualarda yayınlanacak bütün yazılar önce sansür kuruluna gidiyor, orada gereken düzeltmeler yapılıyor, hatta tümden değiştiriliyor, ancak ondan sonra yayınına izin veriliyordu. Bu konularda yapılan küçük bir yanlışlık dahi gazetenin kapatılmasına sebep olabiliyordu.
İstibdat döneminde sansür sadece gazetelere değil, kitaplara da uygulanmıştır. Bu dönemde çok kitap bu sansürden payını almış ve bazı kitaplar da yakılmıştır.
İktidar gazetecilere birtakım çıkarlar sağlamış ve aynı dönemde jurnalcilik almış başını gitmiştir. Arkadaşını jurnalleyene para verilmiştir. Böylece insanlar iftiraya varan bir yola sürüklenmiştir.
Başkalarını bilemem, ama benim anlayışımda bunların yapılması “istibdat”tır. Yönetimi buna “mecbur” saymak, “istibdat” olgusunu ortadan kaldırmaz.
Kaldı ki, pek çok konuda haklı olmak demek, her konuda haklı olmak demek değildir.
Aslına bakarsanız Sultan II. Abdülhamid, tarihimizin en talihsiz hükümdarıdır. Çünkü zıtların, zıtlaşmaların arasında kalmıştır. Bir taraf “Ulu Hakan Cennetmekân Veliy-yi muazzam Sultan Abdülhamid Han-ı sâni Hazretleri” derken, diğer taraf “Kızıl Sultan” nakaratını tekrarlıyor. Sultan Abdülhamid gerçeği ise iki zıtlaşmanın arasında yitip gidiyor…
Dürüst tarihçi vicdanı bile bu konuya girip gireceğine pişman ediliyor.
Yine de kalem yazmak zorundadır, değil mi dostlarım?

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit
ybahadiroglu@vakit.com.tr
2009-05-16

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Köşe Yazarlarından

"Sevgimi çarmıha gerdiler..."

ercan tarafından yayınlanmıştır 5. Mayıs 2009 18:46
"Gençliğim?" dedim,
"Ver!" dediler.
"İstikbalim?" dedim,
"Yok!" dediler.
"Kanım?" dedim,
"Dök!" dediler.
"Canım?" dedim,
"Milletin" dediler.
Sevdim!...
"Suçtur!" dediler.
Ve çığlıkla yarıldı karanlık,
Sevgimi çarmıha gerdiler...

Muhsin YAZICIOĞLU
(İnnâ Lillâhi Ve İnnâ İleyhi Raciun)

“Bir elime güneş’ i,
Bir elime ay’ ı verseler;
İşte sana bu dünya,
Sonsuz nimet deseler...
Vallahi vazgeçmem
Bana verilen şu Hak Dava’ dan,
Ya bu yolda can verip
Ya ‘Hedef’e varmadan...”

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Şiir

Futbol Replikleri (Gülmekten Yarılacaksınız :) )

ercan tarafından yayınlanmıştır 6. Şubat 2009 15:33
8-0'lık ingiltere macini anlatan spikerin, asagidaki iki guzide cumleyi sarfettigi soylenir.
"evet sayin seyirciler, ingilizlerin bir atagini daha gol yiyerek savusturduk."
"mac bitti biz hala gol yiyiyoruz sayin seyirciler."
------------------------------------------------------
-çok tehlikeli bir yerden korner kullanıyorlar
tabi ki bülent karpat
------------------------------------------------------
güntekin onay 13 mart 2002 as roma galatasaray maçını anlatmaktadır. maç 1-1 biter, tam oyuncular soyunma odalarına gider iken futbolcular arasında kavga çıkar, akabinde güvenlik güçleri ile bizim cengaverler sille tokat birbirine girişirler : "evet sayın seyirciler, bizim futbolcularımız roma'da polis dövüyorlar... yapmayın çocuklar... lima türkiye'nin gaziantep'in çok ekmeğini yedi, yakışmıyor ona...
------------------------------------------------------
oğuz tongsir - şimdi galatasaray'da volkan diye bir futbolcu var. orta sahada topu aldığı zaman yana, sağa, sola değil, direk "dikine" oynayabilen bir futbolcu..
ali sami alkış - (mırıldanarak) başına s koysan da olur, öyle oynuyor çünkü..
------------------------------------------------------
16 eylül 2004 trabzonspor athletic bilbao maçı
"trabzon'da kemençelerin sapı golle donatılıyor sayın seyirciler"
------------------------------------------------------
29 haziran 2005 brezilya arjantin maci.
ilker yasin mac sirasinda yagan yagmuru, "islak yagmur taneleri..." diye tanimlami$, bizim gibi bu konudan bihaber izleyicileri aydinlatmi$tir
------------------------------------------------------
beşiktaş galatasaray maçındaki bir pozisyonun ardından show radyo...
- topa son dokunamayan carew...
------------------------------------------------------
orhan ayhan
31 ekim 2004 galatasaray akcaabat sebatspor
iki takımda iyice durdu sanki sahura kalkacaklar, o da ne hasan kalktı ama durdu.
------------------------------------------------------
adananin ozel kanallarinin birindeki spiker:
-eveet adana demirspor sahaya "yaklaşık" 11 kişi cikti.
------------------------------------------------------
16 aralik 2005 kayserispor galatasaray maçı, radyo 7 spikeri ümit karan'ın golü için fena gaza geliyor:
"evet sayın dinleyenler kayseri atatürk stadında golü kimse görmedi, kaleci ivankov görmedi, 25 bin taraftar görmedi, ben bile görmedim.. diyebilirim ki ümit karan kaleye şut atmadı adeta tabancayla mermi attı kurşun attı"
hey maşallah
------------------------------------------------------
6 aralik 2005 psv eindhoven fenerbahce maçında sabri ugan:
- top az daha fenerbahçe golü olarak psv fileleriyle buluşuyordu.. (cümleye bakar mısınız!)
- aurelio'nun devam edip edemeyeceği az sonra belli olacak!
- milan schalke maçı 3-2 berabere devam ediyor.
------------------------------------------------------
yıllar önce bir şampiyonlar ligi maçı.star tv de bülent karpat ilk kez spikerlik yapacak.heyecandan sesi titriyor çuvallayacağı her halinden belli.hakem düdüğünü çalıyor ve bülent karpat'ın yaran repliği hafızalara kazınıyor:
-eee..ööö...düt !! maç başladı...
------------------------------------------------------
16 kasim 2005 turkiye isvicre maci:
sayin seyirciler, size isviçreli futbolcular hakkinda da bilgi vermek istiyorum, ama... bosverin...
------------------------------------------------------
1 aralık beşiktaş zenit maçında spiker
- hakem ofsayta karar veriyor yardımcısının yardımıyla..
------------------------------------------------------
25 agustos 2005 besiktas fc vaduz maci spiker abimiz döktürüyor. ailton yan hakemi sözlü olarak uyardı.
nasıl yani? kart da çıkarsaydı keşke
------------------------------------------------------
7 eylül 2005 ukrayna türkiye maçı
ümit aktan:
evet sayın seyirciler hakem ukraynalı oyunucuyu maçtan sonra evlat edinecekmiş gibi davranıyor.
------------------------------------------------------
spiker:ümit aktan
2 aralık 2003 galatasaray juventus maçı:
yapma be nielsen yapma!sen hakemsen bende boğaz köprüsünü yapan mühendisim!!"yürü be
------------------------------------------------------
türkiye-brezilya maçında spiker sakatlanan alpay için;
"alpay arka ayağını burktu"
------------------------------------------------------
7 eylül 2005 ukrayna türkiye maçı
ümit aktan:
"ukrayna oyuncu değiştiriyor. husin girdi oyuna. top onda..karşısında hüseyin var.
bizimkisi daha hüseyin tabi."
------------------------------------------------------
ukrayna - turkiye maçında 90. dakika civarı 1-0 önde olduğumuz durumda oyuncu değişikliğini işaret eden hakeme duymamış gibi yapan okan için :
- okanın çıkmasını işaret ediyor bizde anlamamış gibi yapıyoruz sayın seyirciler
------------------------------------------------------
3 eylul 2005 turkiye danimarka maci, ilker yasin2-1den sonra ilker abimiz artık maçı sunmayı bırakıp antrenörlüğe başlamıştır..
"hamit evet.. hamit topu çok tutma ayağında.. bravo.. ama oraya değil.. ah .. hamit tekrar kazandı.. aferin.. hemen pas ver.. verdi.. okan.. okan koşsana oraya.. şimdi hemen defansa dönün.. aferin volkan.. aferin.. hemen çıkar topu elinden.. hakan sola koş.. bravo.. aferin"
------------------------------------------------------
galatasaray-psg maci, ve ercan tanerle t$ sunmaktalardi maci. galatasaray 2-0 one gectikten sonra zeytinburnu spora iki donum arsa kar$iligi * satilan yillanmi$ $arap gibi olan ve simovicin toplarini toplamaktan top kurtarmayi unutmu$ hayrettin uzaktan iki gol yemi$ti. macin geri kalan kisimlarinda rakip takim ne zaman ortasaha civarinda topu alsa spiker ve yorumcu ayni anda bagiriyorlardi:
-`vurdurmmaaaiiinn ordaaaannn, vurdurmaiiin cocuuuklarr`
------------------------------------------------------
6eylül 2003 türkiye-yunanistan maçında mehmet baturalp: iki ucu zorlu değnek
------------------------------------------------------
moldova maçından ilker yasin buyuruyor.
"ceza sahası ana baba günü gibi...
------------------------------------------------------
seksenlerin sonu bir bjk maci spiker orhan ayhandi sunan. vasatin altinda bile sayilyamacak yavaslikta bir macti. bir ara atom karinca riza korner diregine yakin bir noktada topla beraber kendi etrafinda donuyordu, kalktim, baska bi kanal actim * baktim az bir sure, sonra tekrar maci actim. spiker :
- evet sayin seyirciler, riza hala kendi etrafinda donuyor.
------------------------------------------------------
6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı radyodan anlatan bir spiker** emre aşık'ın kırmızı kart gördüğü pozisyonda:
-evet çok sert bir hareket, hakem kırmızı kartı gösterecek, aslında emre her renk kartı hak ediyor sayın dinleyiciler. hani 'omzum ağrıyo bir çık da çiğnele' dersiniz ya işte emre de aynen öyle yapmış bu pozisyonda
------------------------------------------------------
japonya-turkiye* macını anlatan spikerin tribunlerde macı seyreden federasyon yetkililerinin yuzlerindeki ifade ile ilgili muthis analizi: "yuzlerinde mac sonrası sevinecegiz, simdi bekliyoruz. tedirgin bir bekleyis icindeyiz ifadesi var."
------------------------------------------------------
ümit aktan, 17 kasım 2002 fenerbahçe bursaspor maçı'nı radyo d'den aktarırken:
washington'un kaçırdığı her gol sonrası
- o topu gol yapmak için hiçbir şey yapmaya gerek yok. orada ağaç olsa, gelip top çarpsa gol olur.
- dedeler yarışında derece alamamış bir dede bile tekerlekli sandalyeyle o golü atardı.
------------------------------------------------------
16 eylül 2003 beşiktaş lazıo maçı sunan güntekin onay
lucescu taktik gereği ahmed hassan ve sergeni yedek tutmaktadır.
ilk yarı bir serbest vuruş kazanılır. güntekin onay yarar.
"hakem* barajı ayarladı. kimin vuracağı belli değil.topun arkasında kaan dobra, ahmet yıldırım biraz solda. pancu kaan dobranın yanında ilhan mansız daha geride.sergen kulübede "
------------------------------------------------------
karli bir gun, spiker umit aktan:
- sahadaki karlarin tamami temizlenememis, buradan bakildiginda saha yogurtlu ispanak gibi gorunuyor.
------------------------------------------------------
2 nisan 2003 ingiltere türkiye maçı ve levent özçelik:
- evet sayınseyirciler, dakika 81 ve ingilizler 1-0 önde (biraz bekler) yine öndeler..
------------------------------------------------------
abd 1994 italya-irlanda birinci tur macı (canlı yayın):
-staunton uzun oynuyor, italya defansından costacurta karsıladi, o noktada demarke vaziyetteki phelan vuruyoooor...ve bu vurusla irlanda bir sıfırlık bir avantaj yakalıyor (gol desene be adam manyak misin nesin).
------------------------------------------------------
fc sion-galatasaray sampiyonlar ligi ön eleme macı
ümit aktan (galibiyetten sonra):
-fc sion un adı bu günden sonra depre-sion olacak sayın seyirciler
------------------------------------------------------
abd 1994 almanya-bulgaristan ceyrek final macı (canlı yayın):
-evet golü atan futbolcu letchkov...evet notlarıma bakıyoruum letchkov almanyanın hamburger takımında top kosturuyor...evet yanlıs mı baktım notlarıma diye bir daha bakıyorum...evet gercekten hamburger takımında oynuyor...
------------------------------------------------------
yorumcu: çok temiz bir blok çok temiz
spiker: o halde temiz bir blok ama kirli bir düdük diyebilir miyiz?
------------------------------------------------------
4 mart 2003 galatasaray malatya kupa macinda, umit aktan radyoda, "kaleci topu pirtlatti sayin seyirciler!"
------------------------------------------------------
galatasaray - manchester united şampiyonlar ligi ön eleme 2. maçı.
anlatan : ilker yasin
" artık karşılaşmanın son anları..heyecan dorukta..bayraklarınız hazır mı ? arabalarınız kapıda mı ? "
------------------------------------------------------
5 mart 2003 besiktas genclerbirligi maci esnasında ceza sahası içindeki bi pozisyonun tekrarında , ömer üründül:
- "bak şimdi ahmet hassan'ın çok ince bi hareketi var şurda, alttan geçiriyor" !
------------------------------------------------------
orhan ayhan dünya kupasında da bombalarını patlatmaya devam eder.. tam hatırlayamadığım bir çeyrek final maçında isviçreli hakem hakkında yorumlarını zevkimize sunar...
- evet sayın seyirciler bu arada isviçreli hakem aynı tarzan'a benziyor.. gençliğimizde tarzan'in filmlerinde başrol oynayan artistin aynı gençliği.. vallahi çok yakışıklı...
------------------------------------------------------
tarih 19/09/2001, mac psv eindhoven-galatasaray, spiker sabri ugan.
(yagmur yagmis, saha islak ve agirdir)
dileriz bu yagmur cimbomun gol ciceklerini sulamak icin yagiyordur!?
------------------------------------------------------
ercan taner 4-1'lik muhteşem galatasaray-real mallorca maçını cine5'te anlatmaktadır. okan buruk'un attığı 4. gol esnası ve sonrası ercan ağabey coşar ve okuyunuz neler anlatır:
"arif* süratli, bir çalım arif'ten, rüzgar gibi arif, arif döndü, arif şimdi bir pas, okan aldı... okan.... gooağllll gooağllll gooağlllllll.... üç yetmedi dört oldu, üç yetmedi dört oldu, dört de yetmesin beş olsun altı olsun, harikasınız çocuklar, muhteşem. dört oldu dört dört dört. dört oldu. bu ne şov, bu ne oyun bu ne goller, bravo çocuklar bravo, bravo. işte okan, kaleci. kaleci çimleri yoluyor çimleri, okan'ın golü, dört oldu dörtt"
------------------------------------------------------
fener diyarbakır macı...
dıyarbakır 3. golu atıyor
- ve diyarbakır lorantın eline verdi....
kahraman tabii ki umit aktan
------------------------------------------------------
moldova maçından
ilker yasin:'sayın seyirciler ergün'ün kanatı taksim gezi parkına dönüştü.'
------------------------------------------------------
yorumcu mikrofonu kapadığını sanarak..:
- assiktir olm muhittin yaw.. çok sikindirik bi gol yedik..
------------------------------------------------------
spiker: ercan taner
"arif topu aldı... orta arif'ten, hakan bir kafa guuuooool guuuoooollll... hiç farketmez hiç farketmez, alman, italyan, ispanyol, ingiliz, hiç farketmez, harikasın hakan şükür harika, harika. goool gol gol."
------------------------------------------------------
orhan ayhan radyoda beşiktaş-antalyaspor maçının son dakikalarını anlatıyor:
"evet orda bir faul var galiba sevgili dinleyenler.. şu anda tam olarak göremiyorum. yani sevgili dinleyenler, bize de bu stadlarda anlatım için o kadar kötü yerler veriyorlar ki, kıyıda köşede.. biz de burada görevimizi yapıyoruz. mesela şu anda karşımda oldukça heybetli bir bayan var, yani sahayı tam olarak görmem mümkün değil.."
------------------------------------------------------
4 eylül 2004 türkiye gürcistan maçı'nda radyo d spikerinin aşağıdaki eklemeleri yaptığı grup.
"kaşınıyoruz, adeta kaybetmek icin oynuyoruz"
"para versek yapmazlar bunu, çizgiden kendi ayağıyla çıkardı" (gürcistanın ilk yarıda kaçırdığı net pozisyondan sonra)
"bu hakemin lisansını carrrttt diye yırtıp atmak lazım" (türkiyenin iptal edilen golünden sonra)
"Allah kahretsinden başka diyecek sözüm yok" (hakem için)
"sayın şenes erzik siz ne iş yaparsınız" (şenes erzik'in de maçı izlediğini söyledikten sonra) "gürcistan maçı kazanırsa hakemi sırtına alıp ispanyaya kadar götürmesi gerekiyor"
"ot seçiyor, buranın çimleri daha iyi dedi" (kaleci atışını yapmak istemeyen kaleci için) "haydi kahveci, söyle kahveyi bitir maçı" (nihat frikik kulanırken)
"hakem bitirme düdüğünü çaldı, hakem hem çaldı hem oynadı bu akşam"
------------------------------------------------------
fb-bjk maçında top yan hakeme çarpıyor ve bayrağın sapı kırılıyor:
-hakemin bayrağı sakatlandı sevgili sporseverler
------------------------------------------------------
pancu topla büyük aşk yaşadı.. ama çocuk yok"
16 eylül 2004 bodo glimt besiktas maçında radyo d spikeri
------------------------------------------------------
1 kasım 2005 schalke 04 fenerbahçe maçı sırasında super fm spikeri:
"schalkeliler yarı sahayı yavaşça geçiyorlar, adeta gemilerin istanbul boğazı'nı geçtiği gibi"
------------------------------------------------------
kayserispor - samsunspor maçı, durum 6-3, maçın sonlarına doğru :
-evet sayın seyirciler samsun 6 gol yedi ama oyun disiplininden hala kopmuş değil...
------------------------------------------------------
habertürk kanalında ingiltere-italya friendly maçını özeti gösterilir. 90.dakikada ingiltere kalesindeki james ceza sahasına giren italyana çift dalarak ayaklarını yerden keser, özeti anlatan abi "evet tam da doksanıncı dakikada ceymis* ceymisliğini gösteriyor ve penaltıya sebep oluyor" buyurur.
------------------------------------------------------
hüseyin başaran, şili-brezilya maçı, sürekli zamorano ile ronaldo'yu karıştırıyor. 4-1 biten maçın 3. golünü atan ronaldo golü atarken)
- zamorano sıyrıldı, zamorano, zamorano ve goool. zamorano'nun golü
------------------------------------------------------
orhan ayhan, radyoda galatasaray'ın maçını anlatmaktadır. ve özlü sözü patlatır:
- galatasaray, ligde, birinciyle üçüncü arasında ikinci sırada.
------------------------------------------------------
ümit aktan 07.04.2002 tarihinde radyo d'de samsunspor-galatasaray maçını anlatmaktadır. samsunspor defansif oynamakta, galatasaray'ı da oynatmamaktadır. bu zevksiz maçı anlatmaktan sıkılan ümit ağabey 40. dakikadan itibaren sıyırır ve otomatiğe bağlar.

"bülent, uzun bir top... fleurqin yetişemez o topa, evet yetişemiyor. yani fleurqin kanat taksa o topa yetişemez, topun atıldığı yere ok atsanız ok toptan daha yavaş gider..."

"top yine hasan şaş'ta, bakın şimdi çalım atacak, evet atıyor. şimdi sağa dönecek, evet dönüyor, şimdi geriye pas verecek, evet top şimdi ergün'de..."

"hasan şaş öyle bir top attı ki fleurqin'in gırtlağıyla ver-kaç yaptı, fleurqin'in gırtlağına attığı top gırtlaktan sekerek samsunsporlu celil'in önüne düşüyor..."
------------------------------------------------------
show radyo - 8 aralik 2002 galatasaray besiktas maci:
- umitin yaklasik 33.5 metreden attigi sut... (30 degil 35 degil, 33 bile degil. "yaklasik" 33.5 pes yanii.-
------------------------------------------------------
yatarak kayarak mudahele...
------------------------------------------------------
umit aktan hızlı verilmiş bi pas sonrasında "hede taksi tutsa yetişemez o topa" dediydi.
------------------------------------------------------
alisami alkış-galatasaray bir makinanın dişlileri gibi işliyor.bu sistemin zaferidir.ben bile oynarım bu takımda,sahada sırıtmam.
turgay şeren-yok ebenin a..ı alisami!?
------------------------------------------------------
spiker: ercan taner( 16 subat 2002 fenerbahce-galatasaray derbisi)
maç kızardı sayın seyirciler
------------------------------------------------------
murat ünlü radyoda beşiktaş-denizlispor maçını anlatmaya çalışırken lüzumsuz bilgiler vermeye kasar. demek istediği şudur: "iki takım arasında bu sahada oynanan son iki maç 2000-2001'de 2-2, 2001-2002'de 1-1 bitti." lakin dediği şunun gibi bir şeydir:
"iki takım arasında bu sahada oynanan son iki maç ikibiniki ikibinbirde... ikibiriki ikibin iki-iki... ikibir... ikibin ikibinbirde iki-iki, ikibinbir ikibirikide... iki... ikibinikide bir-bir bitti. yani bir başka deyişle, ikilerin ve birlerin çok olduğu skorlar elde etti iki takım demek daha doğru olur.. bu arada vuruuuş, aut..."
------------------------------------------------------
ali sami alkış, telegol'de galatasaray maçının hakeminin son anda değiştirildiğinden bahsediyor, "nereden biliyorsun?" diye soruyorlar:

ali sami alkış: "bazı şeyleri bilirsin ama nereden bildiğini bilmezsin.. farzı mahal dünya yuvarlak, bunu bilirsin ama nereden bildiğini bilmezsin.."
turgay şeren: "niye canım, robinson crusoe gitti ya gemiyle, ordan biliyoruz işte yuvarlak olduğunu.."
------------------------------------------------------
fenerbahce-bayern leverkusen maci
...leverkusen cok gol kacirdi. bakalim futboldaki atamayana atarlar kurali isleyecek mi?...
------------------------------------------------------
galatasaray-rize maçının ortalarında
-10 kişilik galatasaray rize karşısında şov yapıyor çay yapıyor
------------------------------------------------------
lazetiç topla driblinge çıkar. biraz hızlı olduğu için arkasındaki yetişemez.
ve vedat okyar:
"ya bu lazeticte nasıl bir adam?diğerleri taksi tutsa onun yaptığı kilometreyi yapamazlar(?!?) "
lazeticte motor zati
------------------------------------------------------
belçika türkiye maçı
3-1 kaybettiğimiz maç.
oktayın 7 kişiyi çalımlayıp attığı golden sonra spiker..
"oktay orta sahadan aldı topu evet bir çalım bi çalım daha bir çalım daha evet oktayda top hala bir çalım daha ceza sahasına giriyo bir çalım daha evet oktay yürü oktay bir çalım daha şuuuttt ve goooooooooooooooooooolllll oktay oktay oktay jeneriklik gol sanki taksim parkında dolaşıyor oktayyyyy"
oktay taksim parkında dolaşırken çalım atar çünkü..
------------------------------------------------------
beşiktaşın şampiyonluğu matematiksel olarak değilse bile geometrik olarak bitti. - ilker ateş
------------------------------------------------------
vakt-i zamanında bir spikerin -ki bu spikerin orhan ayhan olma ihtimali son derece yüksektir, bir masa tenisi maçını şu şekilde izleyicilere aktardığı anlatılır.
-amet memet amet memet sayı
-amet memet amet memet amet sayı...
------------------------------------------------------
ibrahim çok az kullandığı ayaklarından biri olan sağ ayağını kul..(nediyom lan ben) eheh ve geçtiğimiz sezon aynı noktadan gs'ye bir golü..(8 bacaklı ibrahim)
------------------------------------------------------
2-1 kaybettiğimiz maç (kendi kalemize attı)
takoz recep iş başında..
recep recep sağ kanatta orta çizgiye yakın orta yapıyor ve gooolll
------------------------------------------------------
yıllar önce, bir beşiktaş-trabzon maçında televizyonda canlı yayında spiker "herkesin götü hakemde" demiş bunu söyleyen spiker de gafını anlamış ve devrenin bitiş düdüğü çalıncaya kadar gülmemek için tek kelime edememiş.
------------------------------------------------------
galatasaray Şampiyonlar ligi 2. on eleme ilk macini oynamaktadir. sol kanattan ergun topla ilerlemektedir, orta yapmak isterken iska gecer ve yere kapaklanir:
spiker: ilker yasin
- evet ergun sol kanattan ilerliyor, orta? ahh be ergun. olur boyle şeyler ergun, mevsim başi..
------------------------------------------------------
bir galatasaray - manchester united macindan:
- arif oyle bir cakti ki degil Şimaykil, butun maykil'lar gelse tutamaz o topu...
------------------------------------------------------
"top dışarı çıktı, kaleci toldo son anda tuttu"
"top toldoyu gecse gol olur ve top auta gitti"
ilker yasin
------------------------------------------------------
-iştee 31 yaşındaki yaşlı kurt toldo..
------------------------------------------------------
-ruud van nistelrooy hava toplarında fazla etkili değil bu yüzden manchester bu sezon yan toplardan fazla gol bulamadı (konuşan çınar)
------------------------------------------------------
beşitkaş'ın güney kore turnuvasından, ümit aktan anlatıyor:
"lucescu şimdi gol bulmak için üç golünü yapıyor.. değişikliğini yapıyor yani"
------------------------------------------------------
galatasaray'ın sampiyonlar ligi maci. devre arasi oldu, ama hala yayindalar. olayin farkında olmayan turgay seren'in sorusu: cay var mı cay?
------------------------------------------------------
reha muhtar, 5-0'lık avusturya maçından bi gün sonra hakan şükür'le canlı bağlantı kurdu, konuşurken işte o kadar iyi oynuosunuz nası hala takımlarınıza giremiosunuz dedi soora da, "avusturya'ya 5 tane geçird... yani taktınız!! " düzeltiim derken iyice sıçtı...
------------------------------------------------------
spiker ismet badem:
pete williams chessburgerdeki peynir gibi iki oyuncu arasindan kayarak smac yapti.

dünya kupasında ingiltere-arjantin maçı penaltılara kalmış, levent özçelik abi meksika86'daki maça gönderme yapıyor
- o zaman kalede shilton vardı, şöyle kurtarmıştı, böyle yapmıştı
(penaltı atılır ve kaleci seaman kurtarır)
- vuruuş ve shilton kurtardı, shilton kurtardı
(trt'nin tüm görüntülerinde bu şekilde kaydedilir
------------------------------------------------------
yine ercan taner 09.08.2000 tarihinde st. gallen - galatasaray şampiyonlar ligi ön eleme turu maçında "durden'e göstere göstere ampül gibi asıyor jardel" diyerekten gönüllerimizi fethetmiştir.
------------------------------------------------------
parma ve inter arasında oynanan italya kupası maçı, kanal trt 1. parma takımı coşmuş maçı 6-1 önde götürüyor. maçı anlatan hüseyin başaran abi de coşmuş parma'nın her atağında "yedinci gol mü geliyorr" deyü bağırıyor. son dakikalarda hepten çığırdan çıkıp aşağıdaki kelime oyunlu cümleleri sarfediyor:
"parma yine atakta... cünyır... cünyırrrr... yedi mi? yedi miii? yemediiiiiii. kaleci ballotta yemedi bu golü."
------------------------------------------------------
barcelona - valencia macinda, claudio lopeze pas atilir (rakip sahanin ortalarina dogru
tac cizgisine yakin), adam topu alir donerek direk kaleye vurur top diregin dibinden cikar,
ve spiker konu$ur:
"claudio lopezz, o bir bocek!!" (nasi yani ??) "evet sayin seyirciler, clauido lopez'e
ispanyada bocek deniyor, cunku sahanin neresinden ne zaman bitecegi belli
degil sayin seyircilerrr"
------------------------------------------------------
spiker: orhan ayhan
mac: muhtelif besiktas maclari
stadda nereden baksaniz 23.673 seyirci var, ki ben buradan bakiyorum..
------------------------------------------------------
mac: kocaelispor - besiktas
yayin: tgrt
spiker: umit aktan
amokachi malvarligini icine soktu..
*amokachi altin zincirini formasinin icine sokmustur..
------------------------------------------------------
"koseckikoseckikosecki kosecki topu suruyor kosecki bir calim kosecki kosecki bir calim daha kosecki ceza alanina yoneliyor kosecki kosecki rakibini yatirdi koseckigolegidiyorkoseckikosecki suuuut ve gooooooooooool! hayvansin koseckiiii!!!!!!"
------------------------------------------------------
centilmence geçen 22 haziran 2002 senegal türkiye maçı'nda senegalli oyuncu coly'nin, hasan şaş'ın kafasına vurup faule sebebiyet verdiği pozisyonun tekrarı sırasında ömer üründül:
- coly, top diye hasan'a vurdu. ama hasan'ın kafası da top gibi baksana. vurabilir insan..
------------------------------------------------------
"vay anasına sayın seyriciler" (trt li yıllarda sert bir faul ve sonrası karışan sahaya karşı yapılan bir yorum,sanırım ümit aktandı.)
------------------------------------------------------
"indirecekseniz indirin artik" kosta rika-turkiye macinda levent ozdilek

1 kişi tarafından 4.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 4/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Mizah

Ah Ayasofya!

ercan tarafından yayınlanmıştır 5. Şubat 2009 18:15

 

 Geçtiğimiz Pazar günü, Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürülmesinin 74. yıldönümüydü (01 Şubat, 1935)...
Herkes Davos’ta filan dolaşırken benim gözlerimin önüne Ayasofya’da kılınan ilk Cuma namazı canlandı... Sıradan bir şehzâdeyi “Fatih” yapan insanların başında gelen hocası Molla Ak Şemsüddin’in fetih konuşmasını duyar gibi oldum...
“Ey gaziler!..” diyordu, “bilin, agâh olun ki, cümleniz hakkında Ahir zaman Peygamberi ol Server-i Kâinat Efendimiz Hazretleri, ‘Onlar ne güzel askerdir’ buyurmuştur. İnşallah cümlemiz mağfuruz. Fakat gaza malını israf etmeyüb Konstantiniyye içinde hayır ve hasenata sarf ve Padişahınıza itaat ve muhabbet ediniz.”
Konuşmasının ardından şanlı talebesinin başına iki çatal ablak sorgucu takmış ve sözlerini “fisebil-illâh mücahid” olması dileğiyle tamamlamıştır: “Bütün Al-i Osman’ın ab-ı ruyu [şerefi, namusu, haysiyeti] oldun. Heman mücahid-i fi sebil-illâh ol!”

Mimarlar, kalfalar, işçiler, gece gündüz çalışarak, Salı günü fethedilen şehrin en büyük mabedi olan Ayasofya’yı Cuma gününe hazırlamışlardı... Gerekli her türlü değişiklik bu kısa süreye sığmıştı. Çağına göre müthiş bir hız: Osmanlı’yı çadırdan alıp çok kısa bir süre içerisinde imparatorluk burcuna yükselten de işte bu baş döndürücü hızdır!
Alaca karanlıktan başlayarak mabedin avlusu dolmaya başlıyor. “Feth-i Mübin”i yaşayanlar, ilk cumanın heyecanını da yaşamak için kitleler halinde Ayasofya’ya geliyorlar. Dört koldan ırmaklar Ayasofya’ya akıyor, insan gölü büyüdükçe büyüyor.
Öğleye yakın saatlerde genç Padişah görünüyor. Sağında, solunda hocaları, arkasında vüzera, ümera ve nihayet fetih şanlı kafilesi, gaziler ordusu...
Tekbir sesleri İstanbul’u Müslümanlaştırırken, şanlı ordu, genç, ama imanlı, ihlâslı ve kararlı serdarının arkasında Ayasofya’ya giriyor.
Nihayet ezan... Cumanın ilk sünneti kılındıktan sonra, Ak Şemsüddin-i Velî ağır ağır doğruluyor. Padişah’ın elini tutuyor. Cihanı yerinden kaldırırcasına ayağa kaldırıyor.
Şimdi mürit, mürşidinin kolundadır; birkaç gün öncesine kadar kilise olan bir mabedin içinde Peygamber müjdesinin doruğuna yürüyorlar... Bir anda hıçkırıklar zikre duruyor, dizgini boşalan heyecan şaha kalkıyor, gözler sevinçten ağlarken, gönüller tekbir doluyor.
Sultan İkinci Mehmed Han, artık minberdedir. Her basamağı dualarla döşeyip zirveye yükseliyor. Elinde Peygamber kılıcı, dilinde dua ve zikir... Hıçkırığa benzer sesiyle hutbesine başlıyor: “Elhamdülillah, Elhamdülillah.”
Hutbe bitip minberden indikte, mürşidini imamete geçiriyor ve tam arkasında durup onunla birlikte tekbir alıyor: “Allahüekber!” Çağ bu tekbirlerle delinmiştir.
Bu cami tam 481 sene secde izi taşıyan alınlara secdegâh olduktan sonra, hâlâ tartışmalı, 14.11.1934 tarihli bir bakanlar kurulu kararıyla müzeye çevrilip namaza kapatılıyor.
O gün Ayasofya, bu milletin yüreğinde derin bir hüzne, acıya ve tekrar hasrete dönüşüyor.
Bu münasebetle bir kez daha söylüyorum: Osmanlı Devleti’nin kuruluş amacı Bizans’ın fethi, fethin dayanağı, Peygamber-i Âlişan Efendimiz’in fethe ilişkin müjdesi, (Ahmed bin Hanbel’in, Müsned’inde de yer alan; [c.4, s.335] meşhur hadis-i şerif) müjdenin yüreği ise Ayasofya’dır.
Ayasofyasız İstanbul, İstanbulsuz Türkiye olmaz! Ayasofya’yı sıradan bir mabet olmaktan çıkarıp sembolleştiren saik, Peygamber müjdesi şehrin yüreğini teşkil etmesidir. Bu kimliği ile Ayasofya, Osmanlı Asırlarında çok önemsenmiş, o kadar ki, Ayasofya İmamına saray protokolünde yer verilmiştir.
Şimdi, ölüm yıldönümünde (03 Şubat 2002) rahmetle andığımız Medine yürekli şair Ali Ulvi Kurucu’nun “Ayasofya” başlıklı şiirinden bir bölüm sunuyorum:
“Ürperdi hayalim, bu nasıl korkulu rüya...
“Şaştım, neyi temsil ediyorsun, Ayasofya?
“Çöller gibi ıssız, ne hazin ülke muhitin,
“Yâd el gibi, yurdunda garip olmalı mıydın?
“Bayram, Ramazan, Cuma, mübarek gecelerde
“Âvize değil, mum bile yanmaz mı içerde?
“Hangi eller sana akşamları zincir vuruyor?..
“Yüce feryadını, kimler boğuyor, susturuyor?
“Ey derin facia, manzumeye sen sığmazsın,
“Tutuşup yanmada kalbim, seni tarih yazsın!”
“Ayasofya bir Osmanlı eseridir” demekte, hiçbir mahzur yoktur, zira 1453’te İstanbul’u fetheden Osmanlılar, şehri de Ayasofya’yı da harabe halde bulmuşlardı.
Muhteşem mozaiklerinin çoğu yağmalanmış, altın, gümüş gibi değerli madenler, bir zamanlar Bizans’ı kurtarmak için İstanbul’a gelen Haçlılar tarafından bölüşülmüştü. Kubbesinin tepesindeki altın haç bile çalınmıştı... Müverrih Tursun Bey, bir görgü şahidi olarak fethin Ayasofya’sını şöyle anlatır:
“Onun rahnesine tas koyacak bir mimar kalmamış, mamur olarak sadece bir kubbesi kalmıştı. Padişah-ı Cihan bu binayı harab ve yebab (yıkık) görünce, ahır harap olmasun deyü tamirini ve bakımını emretti.”
İşte bu yüzden Ayasofya, Hıristiyan Bizans’tan çok Müslüman Türk’ün eseridir. Bu gerçeği Paul Wittek gibi vicdanlı müsteşrikler bile vurgulama gereği duymuşlardır.
Wittek şöyle diyor: “Ayasofya’nın, bu muhteşem kilisenin muhafazasını, asırlar görmüş yapının zamanın tahribatına karşı müdafaasını, sırf Türklerin sahip olduğu teknik maharete ve iktisadî kaynaklara borçlu olduğumuzu itiraf edelim.”

http://habervaktim.com/yazar/11384/ah_ayasofya.html

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Köşe Yazarlarından

Dünyanın en komik kazası (Yaşanmıştır)

ercan tarafından yayınlanmıştır 3. Şubat 2009 13:56
Bir duvarcı ustasının şantiyede yazdığı mektup:

Sayın şantiye şefim;

İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:

Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.

Aşağıya indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve
ardından altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti.

Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Ben yukarı
çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille
çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı.

Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık!.. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.

Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm!...

Kafatasımı da böyle çatladığını sanıyorum. gözümü hastanede açtım...

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Mizah

Süper kahramanlar dindar olsaydı... - MİZAH

ercan tarafından yayınlanmıştır 23. Ocak 2009 00:02

 

 Bugüne kadar çizgi film, çizgi roman ve filmlerden tanıdığımız süper kahramanlar hidayete erip iyi birer müslüman olsalardı... İşte bu varsayımdan yola çıktık ve süper kahramanların "takva" kokan cevaplarını tahmin etmeye çalıştık.


Süperman yetiş, yakıt yüklü bir tanker okul servisine çarpmak üzere...
- yazıldıysa bozmak olmaz...
- olur mu abi öyle şey...
- Allah'ın dediği olur... öyle herşeye karıştırmayın beni...

----------------------------------------------------------------------------

- Batman bak, adını gökyüzüne yazdık...
- haşaaa... silin onu...

----------------------------------------------------------------------------

- he-man abi, senin için "evrenin hakimi" diyorlar...
- sümme haşaaa! hakimiyet, kayıtsız şartsız Allah'ındır

-------------------------------------------------------------------

- Çabuk örümcek adam, ağını at, etkisiz hale getir şunu...
- dur hele, önce bir meşveret yolunu deneyelim, hem gereksiz ağ harcamak israftır, günahtır...

----------------------------------------------------------------------------

- Süperman yine şehri kurtardın...
- Allah'ın izni ve keremiyle!

----------------------------------------------------------------------------

- Süperman göktaşı dünyaya çarpacak birşeyler yap...
- hak yoluna girin, başınıza taş yağacak dedik dinletemedik, müstehaksınız!

----------------------------------------------------------------------------

- kanını akıtacam Batman!
- niyetliyim abi, yapmasak öyle?
- ooo Allah kabul etsin Batmanım...

----------------------------------------------------------------------------

Robin: Şu jokerin ümüğünü sıksam abdest bozulur mu Batman?
Batman: Küfür etmeden yaparsan bişey olmaz kanki!?
Robin: Yakmayalım abi kendimizi?

----------------------------------------------------------------------------

- ben Voltran'in kolunu oluşturuyorum...
- ben bacağını...
- ben de başını...
- bana bakın, önce sağ ayağınızı atın lan!!...

----------------------------------------------------------------------------

- Süperman, dünya barışı tehlikede...
- tamam abi, Mustafa İslamoğlu hocanın tefsir dersi bitsin, geliyorum!

----------------------------------------------------------------------------

- kutuplarda orucu nasıl tutuyon süper abi?
- Rabbim sabrını veriyo güzel kardeşim, altı aysa altı ay, vecibedir, tutmamak gibi bir lüksümüz yoktur elhamdülillah...

----------------------------------------------------------------------------

- bu bir kuş, bu bir uçak, hayır... bu süperman!
- hepimiz Allah'ın yarattığı canlılarız şunun şurasında...

---------------------------------------------------------------------------

- hehehe... Süperman, şimdi Kryptonite'a karşi ne yapacaksın bakalım?
- ulan yeni abdest aldım yaklaştırma onu!

----------------------------------------------------------------------------

işi bitirip en yüksek yere çıkan süperkahraman: Tekbiiiiiiiiiiir!
Gotham city cemaati: Allaaaaahuuekber...

----------------------------------------------------------------------------

(Süperman düşmekte olan uçağı tutmadan önce)
- Eüzübillahimineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim, Allah'ım sen yüzümü kara çıkartma

----------------------------------------------------------------------------

- bay Bond, ben de seni bekliyordum...
- bacım önce şunu bir üstüne ört istersen...

----------------------------------------------------------------------------

- oh Robin Hood, ne müthiş bir insansın!
- estagfurullah, ben sadece zenginlerden aldığım fitre ve zekatları
fakirlere veriyorum...

----------------------------------------------------------------------------

- Hulk abi, sen niye yeşilsin?
- cihadın rengine boyandım gardaş!

--------------------------------------------------------------------------

Bilbo: - gandalf hacı, ezan vakti oldu, hadi oku şu ezanı...
Gandalf:- niye ben okuyorum?
Bilbo: - üç karışlık sakalından utan! ben mi okuyacam şu yaşımdan sonra?


http://www.habervaktim.com/haber/53448/super_kahramanlar_dindar_olsaydi_mizah.html

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Mizah



Bu site BlogEngine.NET 1.4.5.0 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.

İletişim Bilgileri

Calendar

<<  Eylül 2010  >>
PaSaÇaPeCuCuPa
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910

Yazıları geniş takvimde göster

Son Yazılar