Ne kadar boş yaşamışım. Tam birşeyler kazandım derken bi bakmışım elimdekileri de kaybetmişim, hiçbiri bana ders olmamış. Aslında kaybedilen zaman beraberinde bana başka neleri kaybettirmiş de henüz farkına varamamışımdır, o da apayrı bir mevzu.
Hep umutla yaşamak tek tesellidir, ölmeden önce o dünyevi emellere ulaşma hevesi bitmek bilmez insanoğlunda. Kavuştuğunda da umut, yerini kaybetmeme korkusuna bırakmıştır. Seneler ilerledikçe de bu korkunun gittikçe azalmaya başladığını hissetmeye başlayacaktır artık. Bunun asıl sebebi ne bir tatminsizlik, ne de isteklerde sınır tanınamazlıktır. Tek gerçek vardır artık tereddütsüz inandığı, sonunda herşeyi kaybedecek olmanın kaçınılmazlığı.
Duymamazlıktan gelmek ne de kolay geliyordu oysa, "tüm aşklar bir gün bitecek" gerçeğini. Geçen yıllar, parayla satın alamayacağı şeyleri artarak arttırıyordu. İnanmak kolayına geliyordu oysa zamanında "paranın satın alamayacağı şey yoktur" denince.
Onların ileri görüşlülüğü yalnızca izlediği yol ile sınırlıydı, varacağı noktayı düşünmeksizin. Bence herşey sadece basit bir hayal gücünde gizliydi. Öyle bir zaman makinesi oluşturmalıydıki zihninde, geleceğe gidebilmeliydi ilk olarak. Geleceği erkenden yaşamak için değil, geçirdiği yılların gölgesinde geçmişine bir göz atabilmek, hatırlayabilmek için. Geçmişte güldüklerine